Tarıma dayalı bir ekonomiye sahip ilçemiz hiç olmadığı kadar kötü günler geçiriyor. Önceki gün Gazeteci dostum Fatih Ak’la birlikte LİNE TV’de tarım ile ilgili dört ayrı canlı yayın yaptık.
Gerçekten tarım kesimi yani çiftçilerimiz çok uzun yıllardan bu yana böylesi sıkıntı yaşamamıştı. Yolören köyünde çiftçilerin hali içimi parçaladı.
Bütün umutlarını tarlaya ektiği ürünlere bağlayan, elde edeceği gelirle borçlarını ödemenin hesabını yapan, çoluk çocuğunun nafakasını çıkarmayı umut eden, evlatlarına düğün yapmanın hesaplarını yapan üretici maalesef ki böyle giderse karnını bile doyuramayacak.
Borçlarını ödeyemeyecek. Borçlu olduğu insanlar mağdur olacak, onlarda karşı tarafa olan borçlarını ödeyemeyecek.
Yani dişlinin birisi arıza yapınca bütün dişliler o arızadan nasibini alacak. Para kazanamayan çiftçi esnaftan alış-veriş yapamayacak onların işi bozulacak. Kısacası Yenişehir’i zor günler bekliyor.
Ben Yenişehir ölçeğinde yazıyorum ama gerçekte tüm Türk çiftçisini zor günler bekliyor. Allah yardımcıları olsun.
Hükümet yetkilileri yaptıkları açıklamalarda ekonominin iyiye gittiğini, enflasyonla mücadelenin meyvelerini verdiğini ve her geçen gün ülke ekonomisinin iyiye gittiğini belirtiyorlar. Onları dinlerken insan şaşıp kalıyor. Ya onlar başka Türkiye’de yaşıyor, ya da bizim gördüklerimiz ve yaşadıklarımız bir rüyadan ibaret. Hiçbir şeyin iyiye gitmediği ülkemizde her şeyi nasıl güllük gülistanlık gösteriyorlar şaşırmamak mümkün değil.
Yani hükümet yetkililerinin açıklamalarını bakarsanız onlardan bu sıkıntıları çözmesini beklemek hayalden başka bir şey değil. O halde biz kendi sıkıntımızı kendimiz bitireceğiz. Örneğin çiftçi özellikle son iki yılda elde ettiği araç parkında azalmaya gidecek. Traktörlerini satacak. Ya da yatırım amaçlı aldığı gayrimenkulleri elden çıkartacak. Parası kadar harcama yapacak örneğin. Çok fazla krediye girmeyecek. Borçlarından acilen kurtulacak. Eğer kullandığı krediyi başka bir kredi ile kapatmayı düşünürse ileride daha kötü günler bekleyecek çiftçimizi. Borçlarını daha da çoğaltacak.
Üretim maliyetlerini düşürmenin hesaplarını yapacak. Ektiği ürünün yarısını ekecek örneğin. Aile tarımına yönelecek. Çok ekmenin çok para kazandırmadığını anlayacak. Bir yıl önce para yapan ürünü fazla ekmeyecek örneğin. Ürün çeşidine yönelecek mesela. Artık klasik ürünlerden yeni ürünlere yönelecek.
Çiftçi artık şunu anlayacak. Hükümetten bekledikleri destek gelmeyecek. Çünkü hükümetin çiftçi gibi bir gündeminin önceliğinin olmadığını görüyoruz artık.
Örneğin hayvancılık yapan çiftçilerimiz de isyanda. Hayvan kesim ücretleri düşerken nedense kasaplardaki fiyatlar aynı kalıyor. Yurt dışından gelen ithal etler fiyatları düşürmüyor. Süt fiyatları hükümet eli ile indiriliyor. Hayvan üreticisi de aynı sebze meyve üreticisi gibi üretirken batıyor maalesef.
İşin en kötüsü de yukarıda da söylediğim gibi hükümete göre her şey toz pembe ve onlara göre herkes halinden memnun. Yok çiftçi gibi bir öncelikleri.
Bu nedenle çiftçi ne üretiyorsa üretsin ayağını yorganına göre uzatacak. Hükümet yetkililerinin dediği gibi bir metre kare araziniz bile boş kalmasın ekin, üretin masallarına kanmasın. Çünkü ürün çıktığında kimsenin umurunda değilsiniz.
Yerel yönetimler iyi niyetle çiftçiye yardımcı olmaya çalışıyor. Ama hangi birisine yardımcı olacak. Şu an tarlaya ekilen hiçbir ürün para yapmıyor. Belediyeler de bir yere kadar destek olabilir üreticiye.
Uzmanlar, özellikle tarafsız ekonomistler 2025 yılının da aynı sıkıntılar içinde geçeceğini söylüyorlar. Yani çiftçi 2025 yılında da aynı sıkıntıları yaşayacak. O nedenle kesinlikle üretim alanlarını düşürmekten başka çaresi yok çiftçinin. Çok ürün çok para değil bunu anlamak zorundalar.
Sonuç olarak, Türkiye’de bir kesim gerçekten hiçbir şeyin farkında değil. Özellikle faiz ekonomisini benimseyen mutlu azınlık devlet teşvikleri ve faiz gelirleri ile gününü gün ederken, büyük bir kesim evine ekmek götürememenin sıkıntısını yaşıyor. Hükümet yetkilileri de maalesef bu mutlu azınlığın yaşantısına bakarak her şeyi güllük gülistanlık sanıyor. Ama kazın ayağı öyle değil. Milyonlar açlık sınırının altında inim inim inliyor.
Ayağımızı yorganımıza göre uzatmaktan başka bir çaremiz yok.
NOT: Biberleri çöpe atan ve bunu sosyal medya hesaplarından paylaşan insanlar sanıyorum güzel bir iş yaptıklarını sanıyorlar. Aslında yaptıkları çiftçiye daha büyük kötülük oluyor bunun ya farkında değiller ya da bilinçli yapıyorlar. Bu gün bu konu ile ilgili de özellikle tüccarlarla görüştüm ve söyledikleri şu. ‘Biz her türlü kötü şarta rağmen üreticimizin elindeki ürünü almak için çabalarken üç kuruş fazla fiyata gitsin diye uğraşırken yapılan bu paylaşımlar bizim işimizi de zora sokuyor. Üç kuruş fazla fiyata ürünleri satmak isterken bu paylaşımları gören halciler bize fiyat bile vermiyor artık. Çiftçiye bir darbeyi de bunu yapan insanlar vuruyor.’
Bence de yerden göğe kadar haklılar. Üstelik bunu yapanların da çiftçilikle alakalarının olmadığını söylüyor bu işi yapan tüccar arkadaşlar.




