İnsanın hayatında unutamadığı tarihler vardır. Doğum günü gibi mesela, evlilik yıl dönümü gibi, evlatlarının doğum günü gibi. Daha bunun gibi birkaç tarihi unutamaz. Acı günleri de unutamaz, mutlu günleri de unutamaz.
Dün gibi anımsıyorum mesela 19 Temmuz 2001 tarihini.
Rabbim bana 24 Kasım 1996 tarihinde oğlumu verdi, 19 Temmuz 2001 tarihinde de prensesimi, kızımı verdi. Evlat ne kadar tatlı, kıymetli, evlat sahibi olmayanlar bilemez bu duyguyu. Rabbim hepimizin evlatlarına sağlıklı, huzurlu, başarılı uzun uzun yıllar versin. Düşmanımın başına bile vermesin evlat acısını.
Yüzeysel düşündüğümüzde zamanın nasıl geçtiğini, nasıl bu yaşlara geldiğimizi anımsamıyoruz bile. 56 yıllık yaşamımın nasıl geçtiğini sorsalar geçti gitti diye cevap veririm. Ama derinlemesine düşündüğümde neler sığdı bu 56 yıllık ömre.
Daha dün gibiydi kızımı kucağıma aldığımda. Ama şimdi baktığımızda 24 yaşından gün almış kocaman bir kızım var.
Sen ne ara bu kadar büyüdün be kızım. Ne ara bitirdin ilkokulu, liseyi, üniversiteyi. Sen ne ara 23 yaşını bitirdin de 24’den gün aldın be güzel kızım.
Rabbimin bana verdiği en güzel nimetlerden birisi sensin. 23 yıl bitti ve 24’den gün aldın. Benim başımı hiç öne eğdirmedin. Hiç başarısızlıklarla utandırmadın beni. Hiç üzmedin. Çocukluğun dahil hiç şımarmadın. Hiçbir zaman olağanüstü isteklerin olmadı. Ne verirsek hep razı oldun. Seni bana hiç kimse gelip şikayet etmedi. Her zaman olgun bir insan gibi dinledin beni.
İşin içinden çıkılmaz hallerimde bile hep senin varlığınla aştım zorlu yokuşları.
Sıkıldığımda derdimi anlatabileceğim derttaşım, sırdaşım oldun. An geldi arkadaşım, an geldi kızım oldun.
Ana okuluna başladığın ilk günden bu yane kadar yani üniversiteyi bitirene kadar hep başarıların ile gururlandırdın bizi. Üniversitede isteğin bölümü ilk tercihinde kazandın. Üniversite hayatında bile hiç yormadın bizi. Ne maddi ne manevi açıdan hep anlayışlı oldun. Arkadaş seçiminde mükemmeldin. Tüm arkadaşların benim öz kızım gibi oldu. Sana dağlar kadar güvendim ve benim güvenimi hiç boşa çıkarmadın. Küçük yaşlarında bile kocaman bir insan gibi olgundun hep.
Gözün hiç yükseklerde olmadı.
Başıma gelen talihsiz olayda bile metanetini hiç bozmadın. Benim kızım olduğunu hep hissettirdin bana.
Evet artık kocaman bir kız oldun. Düşünsene 24’ünden gün aldın. Sen ne ara bu kadar büyüdün be kızım.
Önünde uzun uzun yıllar var güzel kızım. Temennim bu uzun yılların hep başarılarla dolu olsun. Yüreğindeki merhamet ve sevgi hiç azalmasın. Yüzün hep gülsün. Hep sev insanları. Yaratılanı Yaradan’dan ötürü sev hep. Rabbim hep gönlünün muradını versin.
Güzel kızım sen doğumunla evimize bereket getirdin. Dünyamızı şenlendirdin. Canımıza can oldun. Neşemiz oldun bizim.
Sen yokken evimiz o kadar sessiz ki bunu bir tek ben bilirim.
Sen evimizin neşesi, hayatımızın rengisin.
Seninle geçen her gün cennet bahçesi gibi bizim evimiz. Sen yokken sanki hayatın hiçbir tadı yok. Sen bizim hayatımızın tadısın güzel kızım.
Bu gün 19 Temmuz 2024. Benim dünyalar güzeli kızımın hayata gözlerinin açışının yıl dönümü. Bu gün benim prensesim 23’ü bitirip 24’ten gün aldı. Büyüdü artık benim prensesim. Elbette herkesin evladı çok değerli ve tatlıdır. Rabbim her babaya benim prensesim gibi evlatlar nasip etsin. Bek güzel kızımdan sevgimi hiç esirgemedim, güzel kızım da benden saygısını hiç esirgemedi. Allah bana ömür verdiği sürece de kızımın yeri hep ayrı kalacak bende.
Bu zamana kadar ailemle ilgili böyle bir yazıyı hiç yazmamıştım. Gazetecinin de doğum günü hediyesi böyle olsun.
Doğum günün kutlu olsun güzel kızım. Yüzün hep gülsün. Allah sana da senin gibi evlatlar nasip etsin. İyikim benim.
İyi ki varsın ve iyi ki benim kızımsın.
SENİ ÇOK SEVİYORUM GÜZEL KIZIM… Sen




