Yerel tarih çalışmaları, arşivlerden, resmi belgelerden. savaşlardan ya da büyük siyasi hamlelerden ibaret değildir. Tam aksine geçmişin ruhuna asıl üfleyen unsurlar, şehirlerin hafızasında saklı kalan insan hikâyeleridir. Yerel tarih, geniş tarihi anlatanların soyut kalmış satır aralarını dolduran, geçmişi ete ve kemiğe büründüren en güçlü bağdır. Bu bağlamda da yerel tarih geçmişe ışık tutmakla kalmaz, aidiyet duygusunu besleyerek toplumda hafızayı da diri tutar.
Bursa’nın köklü geçmişe sahip ilçelerinin başında yer Yenişehir, tarihi hamamlarının, asırlık camilerinin, kuruluşa ışık tutan olaylarının yanı sıra, nesilden nesile aktarılan sözlü anlatılarıyla da muazzam bir kültürel mirası barındırır.
İşte bu anlatıların en canlı ve nahif örneklerinden birisi, Tanzimat döneminin nevi şahsına münhasır, Bursa’ya ve çevresine katkıları tartışmaya meyan vermeyecek devlet adamı Ahmet Vefik Paşa’nın Bursa valiliği yıllarında Yenişehir’de Ulucami’de vuku bulur.
O dönemde adeta bir halk hikâyesine dönüşen bu olay Ulucami’nin genç imamı ile mahallenin genç kızı arasındaki sevda öyküsüdür. Sevdanın minare şerefesinden yükselen vakitsiz ezan sesleri ile kasaba sathına yayıldığı bir hadise. Devlet ile halkın, adalet ile vicdanın yerel bir krizde nasıl estetik bir biçimde kesiştiğini gösteren fevkalade dikkat çekici bir olay.
Yenişehir tarihine dair önemli çalışmalara imza atan Özdemir Şarman Ulucami’yi anlattığı bir yazıda cami ile ilgili eski ama naif bir hikâyeden bahsetmektedir;
Ahmet Vefik Paşa’nın Bursa valiliği görevinde bulunduğu yıllarda Yenişehir Ulucami’de genç ve bekar bir imam görev yapmaktadır. Genç imanımız kasabadan genç ve güzel bir kıza gönlünü kaptırmıştır. Kızda imamı beğenir fakat genç âşıkların birlikte olmasına engel kızın babası bu sevdayı asla tasvip etmez. Gençlerin görüşmelerini engeller, kızını da eve hapseder. Fakat genç imam caminin minaresine çıktığı vakit kızın evi olduğu gibi görünmektedir. Görüşmeleri yasaklanan gençler birbirlerini bir türlü görememektedir. Tam bu sırada ise kızın özlemi için yanıp tutuşan imamın aklına minare gelir. Hemen her seferinde minareye çıkarak kızı görebilmektedir. Minareye çıkmalar arttıkça bu durumun dikkat çekmeye başladığını sezer. Bu seferde minareye çıkarken niyetini gizleyerek vakitli vakitsiz ezan okumaya başlar. Önceleri ezanı duyanlar camiye koşar ama ezanların önü arkası kesilmeyince iş çığırından çıkmaya başlar. İmam yorulmaz ama cemaat bitkin düşer. İmamla konuşmaya çalışan ahali imama sitem eder, bağırır çağırırlar. Lakin bir türlü imamı ikna edemezler. İmam cephesinden işin olurunun bulunamayacağını düşünen ahali, bu kez de işin hayra bağlanması için kızın babası ile konuşmayı denerler. Kızın babasını ikna edip gençlerin yuva kurabilmelerini sağlayabilmek mümkün görünmeyince ahali durumu Bursa Valiliğine bildirmek zorunda kalmıştır. Dönemin Bursa Valisi herkesin yardımına koşan ve sevilen bir kişiliğe sahip Ahmet Vefik Paşa’dır. Şikâyetleri dinleyen vali, çok kısa bir süre içinde Yenişehir’e gelir. İmamı, kızı ve kızın babasını dinler. Hepsinin gönlünü yaparak bu işin tatlıya bağlanmasını sağlar. İmamla kızın nikâhını kıyar. Bu suretle imamın vakitsiz okuduğu ezanlar sonlanır. Ahali huzura, çiftler ise mutluluğa erer.
Yenişehir’in toplumsal hafızasında yer edinen bu neşeli ve bir o kadarda duygusal hadise, bizlere yerel tarihin insan odaklı yüzünü bir kez daha anımsatmaktadır.
Yenişehir’de Ulucami minaresinden yükselen, ilk başlarda cemaati şaşkınlığa, sonradan bitkinliğe sevk eden vakitsiz ezanlar, yalnızca masum bir aşkın feryadı değil, aynı zamanda dönem ahalisinin toplumsal dinamiklerinin ve devlet bürokrasisinin esnekliğinin de bir aynasıdır. Ahmet Vefik Paşa gibi güçlü, otoriter ve reformist bir figürün, devlet azametini bir kenara bırakarak bizzat taşraya gelmesi, tarafları dinleyip meseleyi tatlıya bağlaması ve ilginç krizi bir nikâh akdiyle nihayete erdirmesi, Osmanlı taşra idaresindeki babacan devlet adamı profilinin somut bir tezahürüdür.
Netice itibariyle, genç âşıkların vuslatı ile son bulan bu vaka, Yenişehir’in kültürel kimliğinde ve sözlü geleneğinde silinmez bir iz bırakmıştır. Nihayet kasaba ahalisini huzura kavuştururken, arkasında yüzyıllar sonrasına bile tebessüm aktıracak nitelikte, incelikli bir tarih mirası bırakmıştır.
Mesut Biçer
mesutbicer16@gmail.com




