Zordur bizim işimiz yaranamayız kimselere. Herkesin istediğini yazmak zorundayız sanki. Küçük bir eleştiri yaptığımızda bizden kötüsü olmaz.
Hazırdır laflar, maması kesildi, istediğini alamadı, ya da yaranmak için yazıyor.
İşine gelen bir şeyi yazdığınızda sizden iyisi olmaz. Ama işine gelmeyen bir şeyi yazdığınızda ‘Harun Sak kim ki?’ suçlamaları hemen hazırdır.
En çok da politikacılar hazımsızdır. Yani hep onların istediği şeyleri yazacağız. Kısacası hep kaymaklı Kemalpaşa tatlısı isterler. Bir parmak acı biber ver hemen başlarlar bağırmaya. Yüzüne karşı bir şey söyleyemezler. Hatta seni gördüğünde hiçbir şey yokmuş gibi sırıtırlar. Bazıları da vardır ki onlara hayretler içinde kalırım. Arkanızdan her şeyi sallarlar ama yüzünüze ‘Biz eleştiriye açığız. Elbette eleştireceksiniz’ diyerek iki yüzlülük yaparlar.
Bırakın bu işleri artık. Hiç biriniz eleştiriye açık falan değilsiniz. Küçücük bir eleştiride ağzınıza geleni söylersiniz. Ama yüzümüze değil.
Biz gazeteciler -kendi adıma konuşuyorum- olumlu ya da olumsuz her şeyi haber yaparız. Haber başka bir şey. Haberde muhatapları dinler yapılan açıklamalardan bir özet çıkartır ona göre yazarız.
Ama köşe yazısı tamamen farklıdır. Ben fikirlerimi belirtirim köşe yazılarımda. Yazarken de bana mantıklı geliyorsa istediğimi yazabilirim. Yaşanan bir olayla ilgili benim fikrim ve yorumumdur yazdıklarım. Birilerinin işine gelip gelmeyeceğini asla düşünmem. Benim fikrime katılmayabilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz, işinize gelebilir ya da gelmeyebilir. Beni ilgilendirmez bu. Habere yorum katılmaz. Ama anlayın artık haber ile köşe yazısı farklıdır.
Bir yerel seçimden çıktık. Birisi belediye başkanı oldu, diğerleri olamadı. Birileri meclise girdi birileri giremedi doğaldır bu. Çünkü belediye başkanlığını bir kişi kazanacak meclis üyeliğini de her partiden sadece 25 kişi kazanacak.
Hangi parti başarılı oldu hangisi olmadı onu partiler kendi içlerinde çözecekler. Bu kimseyi ilgilendirmez.
Yapılan iki meclis toplantısından sonra da çeşitli haberler, köşe yazıları, sosyal medya paylaşımları yapıldı. Hepsine katılmayabilirsiniz. Ama okuyup, ciddiye alıp kendinize pay çıkartabilirsiniz.
Örneğin ilk mecliste CHP’nin İYİ Partiye verdiği koşulsuz desteği eleştirmiştim. Buna CHP yönetimi alınmış. Ne yani siz parti kararı alıp koşulsuz destek verme hakkına sahipsiniz ama biz yazınca kötü olacak öyle mi?
Yok ‘Harun Sak kimdir?’ Yok ‘Hemen tekzip ettirelim’ gibi saçma sapan söylemler geliyor kulağıma.
Ya seçimden sonra CHP kendi içinde fokur fokur kaynıyor. Bunu görmüyorlar ama eleştiri yapan gazetecileri öcü ilan etmeye çalışıyorlar. Ama yukarıda yazdığım gibi bunu yüzümüze değil kapalı kapılar ardından yapıyorlar.
Kulağıma CHP ile ilgili daha bir çok duyum geliyor bunları şimdilik yazmıyorum. Ama yazmayacağım anlamına da gelmez.
Diyeceğim o ki bırakın artık bu işleri. Politika yapıyorsanız layıkı ile yapın. Küçücük eleştiriler sonrası kapalı kapılar ardında ahkam kesmeyin hakkımızda. Kabul edin ilk meclis sonrası avucunuzu yaladınız. İlk meclisin kaybedeni siz oldunuz. Bana göre rezil oldunuz. Tecrübesiz olabilirsiniz doğrudur. Ama tecrübeli olan partililerinizden, eski meclis üyelerinden ya da Bursa’daki diğer tecrübeli isimlerden destek alabilirdiniz. Ama siz hiç birini yapmadınız. Çuvalladınız ve çuvalladığınızı görmezden gelip gazetecileri suçlamak en hafif tabiri ile çaresizliktir. Meclisin kilit partisi iken maalesef istediğiniz hiçbir şeyi alamadınız.
Gelelim ikinci meclise. İkinci mecliste de AKP yaptı aynı şeyi. Muhalefetin ret verdiği bir maddeye AKP kabul verince mevcut başkanın elini rahatlattılar.
Olabilir en doğal hakları parti kararı almış olabilirler. İttifak ettikleri partiyi yarı yolda bırakabilirler onların iç işlerine karışacak değiliz. Ama onların en doğal hakkıysa bu benim de en doğal hakkım eleştirmektir. Eleştirince de kızmaca darılmaca yok.
BANA NE
Bir okurum mesaj atmış. ‘Mevcut başkan muhalefetteyken istiklal caddesinin üstünün kapatılma konusunda kapı kapı gezip çarşaf çarşaf açıklamalar yapıp bu işi kendisine mal etmişti. Ama iki aydan bu yana belediye başkanı çıkan yangında yanan küçücük bir bölümü bile yaptıramadı. Ayrıca yanan dükkanların yapımı için dükkan sahiplerine söz verdiği halde bir çivi bile çakmadı. Bununla ilgili bir şeyler yazamaz mısınız’ demiş.
Sizce benim cevabım ne olmuştur. BANA NE…






