Milliyetçiliğin tanımı yapılırken “Ait olduğu milletin varlığını sürdürmesi ve yüceltmesi için diğer bireylerle birlikte çalışmaya, bu çalışmayı ve bilinci, diğer kuşaklara da yansıtmaya “milliyetçilik” denilir” denilmekte ama Milliyetçiler sağcı ve solcu denilmektedir.
Günümüzde Milliyetçilere Ülkücü, yurtseverlere solcu denerek Milliyetçilik önce ikiye sonrasında her iki görüşün fraksiyonlarına bölünmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Milliyetçilik konusunda tek tanımı olmasına rağmen günümüzde Milliyetçi olduğunu beyan eden çok sayıda siyasi parti bulunmaktadır.
Ayrıca ulu önder Atatürk’ün amacı ulusal ve savunulabilir sınırlar dâhilinde, bir Türk ulus-devletini kurmak için Türk milliyetçiliğini öne çıkarmaktı. Atatürk milliyetçiliği din ve ırk ayrımından uzak, ortak yurttaşlık temelindedir. Ortak mazi, lisan, ahlak, kültür ve hukuk Türk Milletini oluşturan temellerdir yazılı kayıtlarda.
Bu tanımlardan bu gün her türlü detay tanım çıkarılmakla birlikte esas temelden kitlelerin uzaklaştırıldığı gerçeği sağ-sol çatışmalarının gölgesinde hep karanlıkta bırakılmaya devam ediyor.
Milliyetçi dediğiniz bir vatandaş idealist düşünceye sahiptir, Türk milletinin idealist hedefi muhasır medeniyet seviyesine çıkmaktır bu işin sağı-solu hiçbir zaman medeni toplumlarda olmadı ama bizim gibi toplumlarda hep var edildi hem de kanlı olarak.
Milliyetçi eğitimli insandır ve ülkesinin geleceği onun için hassas bir konudur, devletin varlığı, güvenlik ve adalet Milliyetçilerin kırmızı çizgisidir.
Peki, Türkiye’de Milliyetçiler bu tanımlara göre neden iktidar olamıyor?
1950 seçimlerinden günümüze kadar sadece bir seçim hariç seçmenin önüne kim getirildiyse onlar iktidar ve muhalefet oldular.
Peki, neden?
Muhtarlık seçimi hariç, ilçe, il, büyükşehir, milletvekili tabi iktidar mensuplarını kim belirliyor?
Seçmen mi yoksa tek adamlığa mahkûm edilmiş siyaset erkleri mi?
Bir ilçe halkı seçeceği belediye meclisi ve belediye başkan adayını belirmede saf dışı neden bırakılır?
Örneğin Avrupa’da belediye başkan veya belediye meclis üyeleri için parti ayırt etmeksizin seçmen nezdinde ön seçim yapılabiliyor. Bizde neden yok?
Çünkü toplumun en önemli savunma refleksine sahip Milliyetçiler bir araya gelemiyor demokrasiyi gerçek manada yaşatamadıkları için.
Siyasal olarak ise Milliyetçilere önderlik eden kadrolar, menfaatlerine ve egolarına yenik düşmüşlerdir. Böyle olunca kontrolleri de çok kolaylaşmıştır. Toplumun genelinde görülen ruh, kültür ve ahlak erozyonu etkisini “siyasal milliyetçiler” üzerinde de çok ağır bir şekilde hissettirmektedir.
Milliyetçi cenah olarak nitelendirilen siyasi partilerde güçten yana olmak menfaat gibi hareketler bölünmenin ana sebebi olurken “Kurtlukta düşeni yemek” sözü parti içi demokrasinin olmadığını ve güç kimdeyse herkesin o güce biat etmesini doğru bir davranış gibi demokrasinin bağrına bir hançer gibi saplamaya devam ediyor.
Bu gün siyasal Milliyetçiliği analiz edersek;
Aralarında birlik beraberlik yoktur. Sevgi saygı ortamı uzun yıllardır terk edilmiş, bu nedenlerle milliyetçilik ile bağdaşmayacak arayışlar mubah hâle gelmiştir. Bu durum milliyetçiler açısından bir şey getirmemiş aksine bazı kişilerin makam-mevki hırsına düşmelerine neden olmuştur. Bundan dolayı makas değiştirmeler, değer savurganlıkları, duygusal kopuşlar milliyetçiler arasında çok sık görülmekte olup devamlı Milliyetçi partiler kurulmaktadır.
Tabanı ve gücü olmayan Milliyetçi siyasi partilerin varlığı iç ve dış güçlerin kolayca kontrol edebileceği hatta ülkenin geleceğine dinamit koyacak yapıya dönüştürmelerinin önünü açmaktadır.
Onun için yakın bir gelecekte siyasal Milliyetçilerin birleşmesi ve iktidar olması mümkün gözükmemektedir. Çünkü bunun önündeki en büyük engel bizzat kendileridir.
Siyasal Milliyetçilik Türklere ve Türkiye’ye orta vadeli bir geçmişte çok şey kaybettirmiş olup ve kaybettirmeye de devam etmektedir. Bu nedenle aslında her biri Türk Milliyetçisi (milliyetçi görünümlü değil iseler!) olan bu “siyasal milliyetçiler” bir özeleştiri yaparak yanlışlarını yüksek sesle ifade etmelidirler.
Sonra plan, program ve yol haritalarını halkın önüme getirmeli ve bu yolda çalışmalıdırlar. Stratejisi olmayan her çalışma çıkmaz bir sokakta tıkanıp kalmaya mahkûmdur. Siyasal Milliyetçilik, Türk Milliyetçiliğinin şemsiyesi altındadır. Türk Milliyetçiliğinin ana hedefi kurduğu devletin sahibi olabilmek için iktidar olmaktır. Yoksa Milliyetçinin görevi onu bunu cumhurbaşkanı seçtirmek veya seçtirmemek olmamalıdır.




