Bizim ülkemizin kara bir bataklığıdır terör. Yıllar geçse de bitmeyen, azalsa da kökü kazınamayan bir durumdur. PKK, FETÖ, DHKP-C vb. birçok terör grupları ve destekçileri her daim var oldu ve olmaya da devam ediyor. Bu gibi terör oluşumlarıyla dağlarda ve sokaklarda mücadele verildiği gibi üniversitelerde de mücadeleler verilmektedir. Bu mücadelenin en büyük örneklerinden biri de Ege Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu’dur.
1 Ocak 1991 yılında Konya’da dünyaya gelen Fırat, ailenin tek çocuğudur. Annesinin öğretmen olmasından dolayı birçok yerde ikamet eden Fırat, annesinin Almanya’ya gitmesiyle birlikte 2 sene Almanya’da kalıp daha sonrasında oraya adapte olamadığı için tekrardan Türkiye’ye dönüyor. Açık öğretim lisesini bitirdikten sonra tarihçi olmak istediği için 2. tercihi olan Ege Üniversitesi Tarih Bölümüne yerleşiyor. Hedefleri doğrultusunda ilerleyen ve gözü kara biri olan Fırat’ı çok zor günler bekliyor. Okula yeni başladığı dönemlerde kampüs içinde yürüdüğü esnada bir stant görüyor. Bu standa baktığı an PKK savunuculuğu ve Apo propagandası yapıldığını fark ediyor. Daha sonrasında kimsenin beklemediği bir anda o standa tekme atarak üniversitede fiili olarak terör destekçilerine ilk tepkiyi gösteren kişi oluyor.
Daha sonraları Ülkü Ocaklarına giderek benimsediği konular hakkında fikir alışverişinde bulunuyor. Aylar yıllar geçtikten sonra burada arkadaşlıkları daha da pekişiyor. Ülkü ocakları Ege Üniversitesi Sorumlusu olduktan sonra düşündüğü ve bu uğurda yapmak istediği birçok şeyi azınlık bir kısımla gerçekleştirmeye çalışıyor.
O dönemlerde AKP iktidarının çözüm süreci yanlışıyla birlikte üniversiteler terör yuvası olmuştu. Öğrenci görünümlü birçok terörist üniversitelerde hüküm sürmeye başlamıştı. Vatansever gençlerin azınlık, terör destekçilerin çoğunluk olduğu zamanlarda Fırat Yılmaz Çakıroğlu hiçbir durumdan çekinmeyip yoluna emin adımlarla devam etmek istemişti. Okulun birçok bölgesinde Apo posterleri, PKK broşürleri ve PKK dergileri yayınlanmakla birlikte, 700-800 kişinin katılımlarıyla haftada bir Abdullah Öcalan için özgürlük yürüyüşleri düzenlenmekteydi. Hükümet bu durumlara sıkı yaptırımlar uygulamamakla birlikte bu olaylara karşı durmaya çalışan öğrencilere ise cezai işlemler uygulanmıştır. Dönemin üniversite personellerinden, güvenlik görevlilerine kadar bütün birimler bu olaylarda 3 maymunu oynamışlardır.
Durumun vahametini daha iyi anlayabilmemiz için sizlere bir olaydan bahsetmek istiyorum. 13 Mayıs 2014 yılında Soma Faciası gerçekleşmişti. Bu durumdan faydalanmak ve ortalığı kızıştırmak adına Ege Üniversitesi’nde teröristler yabancı diller hazırlık binasını işgal etmişler ve 3 gün boyunca giriş çıkışları kapatmışlardı. Binayı neredeyse yakıp yıkmışlar ve milyonlarca zarara uğratmışlardı. Daha sonrasında kolluk kuvvetleri helikopter eşliğinde operasyon düzenleyip, bu teröristleri gözaltına almışlardı.
Fırat Yılmaz Çakıroğlu bu olaylardan sonra 14 Ekim 2014’te birçok STK ile ortaklaşa Atatürk’e ve bayrağa saygı yürüyüşü düzenlemiş, teröristlerin radarına kesin olarak ilk orada girmiştir. “En öndeki beyaz gömlekli Fırat Yılmaz Çakıroğlu’ndan sorulacak hesabımız var.” diyerek birçok tehdit mesajları göndermişlerdir. Terör sempatizanlarının gözü artık Fırat’ın üstündedir. Bu baskı sonucuyla derslere giremeyen Fırat, sınavlara ise polis eşliğinde girmeye başlamıştır. Bu zorluklara ve eğitiminde problemler yaşamasına rağmen yılmamış ve üniversitedeki PKK oluşumuna tepki amacıyla bir basın açıklaması düzenlemişti. Yaptığı açıklamada şu sözleri sarf etmişti; “ Teröristlerle mücadele etmek kolluk kuvvetlerinin asli görevidir. Onlar bu görevi yerine getirmediği için biz vicdani görev olarak bunu kendimize şart koştuk. 20 kişi kalsak bile mücadelemizden yılmayacağız.”
Annesinin, ortalaman yüksek başka okula geç demesine rağmen ben korkak değilim diyerek azmini ve dik duruşunu bir kez daha göstermiştir.
Vatansever öğrencilerle terör destekçilerinin karşı karşıya geldiği kavgada Fırat Yılmaz Çakıroğlu kafenin içinde 6 yerinden bıçaklanmış ve o zorluğa rağmen kendine bir sandalye çekip oturarak yanına gelen arkadaşlarına nefes alamadığını söylemiştir. Okula 3 dakikalık mesafede olan bir hastaneden ambulans hemen gelmiş ama teröristler yolu keserek ambulansı başka yöne yönlendirmiştir. Daha sonrasında ambulansın içinde bulunan memurları bir odaya kilitleyerek Fırat’ın yanına ulaşamamalarını sağlamışlardır. İkinci gelen ambulans çok gecikmesiyle birlikte Fırat Yılmaz Çakıroğlu kan kaybından olduğu yerde şehit düşmüştür.
Rektörün, dekanın ve birçok güvenlik personelinin vurdumduymazlığı ve ihmalkârlığı yüzünden 4.Sınıf Tarih Bölümü öğrencisi, vatan sevdalısı bir insan yaşamını yitirdi. Öğrenci görünümlü teröristlerin yazın dağ kadrosunda kamplarda, kışın ise okulda olup eylemlerini yürütmesi ve devletin buna göz yumması sayesinde Fırat Yılmaz Çakıroğlu şehit olmuştur. Sözde çözüm sürecinin açtığı yaralara bir yenisi daha eklenmiştir. Hata yaptık demelerinin arkasına sığınmakla birçok insan yaşamını yitirmiştir.
Fırat Yılmaz Çakıroğlu sayesinden Ege Üniversitesi başta olmak üzere birçok üniversitede bu durumlar durakladı ve bitti. Fırat Yılmaz Çakıroğlu bir dava uğruna canını verdi ama birçok canın yanmasına da engel oldu.
Vefatının 7. Yılında rahmetlere anıyorum.
Fıratlar ölmez.






