29 Ekim Cumhuriyet kadınları Derneği Yenişehir Şubesi, yaptıkları yazılı açıklamada, ‘Üç Devrim Yasası, Laik Cumhuriyetin ve Özellikle Kadınlarımızın Güvencesidir’ dediler.
Açıklamada şu görüşlere yer verildi; ‘TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi tarafından 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen üç yasa, hukuk devletinin temeli ve Cumhuriyet’in yol haritası niteliğindedir.
Millî Mücadele ile ulusal bağımsızlığın kazanılması, saltanatın kaldırılması ve Cumhuriyet’in ilanından sonra kabul edilen üç devrim yasası, Cumhuriyet’in bütün gereklerinin yerine getirilmesi yolunda atılmış en önemli adımdır.
Bu yasalarla Türkiye Cumhuriyeti Ulus egemenliğini esas alan Laik bir rejim olarak tarihte yerini almıştır.
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün tam bağımsız, ,insan hak ve özgürlüklerine dayalı, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olarak temelini attığı Cumhuriyetimizin kurucu felsefesini oluşturan devrim yasalarımızın 102. Yılındayız. Bu yasaların gerekliliğini Atatürk şöyle dile getirmiştir.
1 Mart günü Büyük Millet Meclisi’nin beşinci çalışma yılı dolayısıyla verdiğim nutukta şu üç noktayı özellikle belirttim:
“1- Millet, Cumhuriyet’in bugün ve gelecekte bütün saldırılardan kesin ve ebedi olarak korunmasını istemektedir. Milletin isteği, Cumhuriyet’in denemiş ve olumlu sonuçları görülmüş olan bütün esaslara bir an önce ve tam olarak dayandırılması şeklinde ifade edilebilir.
2- Millet kamuoyunda tespit edilen eğitim ve öğretimin birleştirilmesi ilkesinin bir an önce uygulanmasını gerekli görüyoruz.
3- Müslümanlığın, yüzyıllardan beri yapılageldiği üzere bir siyaset vasıtası olarak kullanılmaktan kurtarılmasının ve yüceltilmesinin şart olduğu gerçeğini de görmüş bulunuyoruz.”
“İşaret ettiğim bu üç konu ortaya atıldı ve görüşüldü.
”Diyerek durumu özetleyen Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün bu konuşmasından iki gün sonra 3 Mart 1924 tarihinde Türkiye felsefesini ortaya koyan 3 Devrim Yasası kabul edildi.
“Saat 18.45’te görüşmeler bittiği zaman, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 429, 430 ve 431’inci kanunlarını çıkarmış bulunuyordu.
Buna göre;
1-) 429 sayılı Şeriye ve Evkaf [Vakıflar] ve Erkânı Harbiyei Umumiye [Genelkurmay] Bakanlıklarının Kaldırılmasına Dair Kanun’un gerekçesinden:
“DİN VE ORDUNUN POLİTİKA AKIMLARI İLE İLGİLENMESİ BİRÇOK SAKINCALAR DOĞURUR”
Bu Devrim Kanunu ile din ve ordunun siyasetin içinde yer alması önlenerek Şeriye ve Evkaf Bakanlığı ile Erkânı Harbiyei Umumiye Bakanlığı kaldırılmış, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı kurulmuştur. Kanunun ilk maddesinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görev alanı belirlenmiştir. Buna göre hukuki işlemlere ait hükümler Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görev alanında değildir. Şeyhülislamlık, şeri mahkemeler ve fetva usulü tarihe karışmıştır
2) Halen yürürlükte olan 3 Mart 1924 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat [Öğretimlerin Birleştirilmesi] Kanunu’nun gerekçesinden:
“MİLLETİN DUYGU VE DÜŞÜNCE BAKIMINDAN BİRLİĞİNİ SAĞLAMAK İÇİN ÖĞRETİM BİRLİĞİ’’
Türkiye Cumhuriyeti eğitimde ulusal, bilimsel ve laik esasları kabul etmiştir. Bu Devrim Kanunuyla medreseler kaldırılmış, bütün eğitim kurumları Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlanmış, eğitim alanındaki kapitülasyonlara son verilmiş, ülkemizdeki öğretim birliği sağlanmış kız çocuklarına erkek çocuklarıyla eşit eğitim imkanı getirilmiştir.
3-) “MİLLET, CUMHURİYET’İN BUGÜN VE GELECEKTE BÜTÜN SALDIRILARDAN KESİN VE EBEDİ OLARAK KORUNMASINI İSTEMEKTEDİR.”
“Halife görevinden uzaklaştırıldı ve hilâfet makamı kaldırıldı, devletin laikleştirilmesi yolunda siyasi bir devrim gerçekleştirildi.
Bu yasalar,1928’deki Harf ve 1932’deki Dil Devrimlerinin de öncüsü olmuş; dil ile din ilişkisinin bilimsel veriler ve yasalarla kurulması gerektiğini göstermiştir.
Üç Devrim Yasası, laik cumhuriyetin ve özellikle kadınlarımızın güvencesidir; çünkü gericiliğin ilk hedefi cumhuriyetin bütün kurumları ve kadınlardır.
Bizler Cumhuriyet ve devrimlerle elde ettiğimiz kazanımların bilincinde olarak Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz’







