2 gün önce Elazığ’ da bir Tıp Fakültesi öğrencisi sosyal medyadan video paylaştıktan sonra intihar ederek yaşamına son verdi.
Üniversite öğrenimi sırasında cemaat yurdunda zorunlu olarak kaldığını dile getiren Enes Kara’nın, hayattan umudunun kalmadığını, yüzündeki mimiklerden ve çaresizlikten çok net anlayabildik. Cemaat yurdunda kaldığı günlerde zaruri olarak sabah namazlarına kaldırılması, her pazartesi sohbetlere çağırılması, temizlik yaptırılması, istemediği halde kitaplar okutulması ve bunun gibi birçok dinsel olarak baskıcı yaptırımlar uygulanmasının ardından Enes yaşamına son verdi.
Çektiği videoda lisede ve ortaokulda aile baskısından kaynaklı zorunlu olarak medreselere ve yatılı okullara gönderildiğini söyleyen Enes, din konusunda yapmak zorundan kaldığı ve muzdarip olduğu birçok durumu dile getirdi. Bu yaptırımlar için üniversite dönemi geldiğinde biter düşüncesiyle dişini sıktığını ama bu tarz olayların devam etmesiyle artık dayanamadığını ifade etti.
Günümüzde Devlet yurtlarının yetersizliği, özel yurtların ateş pahası olması aileleri ve öğrencileri cemaat yurtlarına istemli veya istemsiz olarak itmektedir. Bu yurtlarda kalma sürecinde baskı yoluyla din görevlerinin yerine getirilmesi isteniyor. Bir insanın gönülden, isteyerek yapması gereken İslam vazifelerini baskı ve ısrarcı bir tavırla uygulatan yerler maalesef mevcut. Bir üniversite öğrencisine hoşgörüyle yaklaşarak eğitimi için yardım etmek yerine bu tarz olaylara başvurmaktan asla kaçınmayan kurumlar var. Bu durumda genelleme yapmak yanlış olur ama çoğu cemaat ve tarikat yurtları bu tutumu sergilemektedir. Geçmiş senelere de baktığımızda bu tarz oluşumların adları kara listede her daim başı çekmekte.
Hükümetin desteği ve bu destekle birlikte cemaatlere vermiş olduğu imtiyaz çokça fazla. Kurum içinde yapılan ve daha önce defalarca şahit olduğumuz yersiz olaylara siyasal İslam üzerinden yumuşatma politikası güdülüyor ve ağır cezai yaptırımlar asla uygulanmıyor. Hükümetin sağladığı maddiyat ve maneviyatla birlikte güçleri de yükselerek arşa çıkıyor.
Devlet dışında ailelerin de bu olayda temkinli olması gerekli. Enes’in vefatından sonra babasının yaptığı açıklama benim gibi milyonlarca insanı şaşırtmış durumda. Enes’in vefatından sonra açıklama yapan baba şu sözleri söylüyor. “Kaldığı yer güzel insanların kaldığı yer. Talebelerin kaldığı yer. Orada kalmasını tavsiye ettim. Durumumuz maddiyat olarak iyi olmasına rağmen manevi olarak ahiretine faydalı olacağını düşündüğüm için bu yurtta kalmasını istedim. Ben bu cemaatin 25 yıldır içindeyim, kaldığı yerde hiçbir sıkıntı yoktu. Biz kimseden şikâyetçi değiliz.”
Maddi zorluklardan dolayı birçok insan istem dışı vakıf ve cemaat yurtlarında kalıyor. Bunun dışında isteyerek kalan ve kendini orada daha iyi hisseden elbette ki birçok insan da mevcut. Enes’ in durumu bu iki seçenekten de farklıydı. Kendisi istememesine rağmen 20 yıllık yaşantısında hep baskı sonucu bu ortamlarda bulunmak zorunda kalmış. Babasının yobazlığı ve anlayışsız tavırları sayesinde pırıl pırıl bir genç yaşamına son verdi.
Devletin, imkânlarını daha da çok kullanarak güvenli bir barınma ortamı sağlanmasını hayal etmekle beraber, hoşgörülü davranmayarak din konusunda anlayıştan yoksun bir tavır sergileyen, baskı yapan ailelere de Allah’tan akıl ve vicdan vermesini niyaz ediyorum.






