Dışarıdan gelip bir ilçede devlet memurluğu yapacaksın, memuriyetin bitip emekli olduğunda o ilçeye yerleşeceksin ve cenazen bu kadar kalabalık olacak.
Her babayiğide nasip olmaz böyle bir sevgi.
Müftü amcadan söz ediyorum. Taraflı tarafsız herkesin müftü amcası Rahmetli Zekeriya Kılaç’tan.
Kendisini 90’lı yıllarda tanıdım. Yenişehir’e atanıp geldiğinde gazeteciliğimin ilk yıllara neredeyse. Yenişehir TV’de program yapıyorum o dönemler. İlçeye yeni bir müftü atanmış dediler. Gittik ziyarete kendisini sohbet ettik.
Bildik müftülere hiç benzemiyor. Söyleyeceği lafı hiç eğip bükmeden pat diye söylüyor adam. Tam gazetecilerin sevdiği daire amiri profili var. Ne sorarsak soralım her şeye dedim ya eğip bükmeden cevap veriyor. Bizim hoşlanıp hoşlanmayacağımızı düşünmeden. Doğru bildiği neyse onu söylüyor. İlk zamanlar yadırgandı. Sonrasında alıştı Yenişehir Müftü amcasına.
Hiç unutmam bir sohbetimiz de ‘Hocam vaazlarda olur olmaz şeylerden söz ediyorsunuz ama gençlerin çoğu gusül abdesti almayı bilmiyor. Bir çok genç cenabet geziyor. Bunda sizin sorumluluğunuz büyük’ demiştim.
Artık biz de onun gibi pat diye soruyorduk sorularımızı.
Vereceği tepkiyi merak ederken, ‘Haklısın Harun Kardeşim. Bir TV programı yap sadece gusül abdestini anlatalım’ dedi.
Gerçekten de yaptık. Çok da güzel oldu. Ondan sonra her hafta birlikte ‘Din ve Ahlak’ programı yaptık.
Yani diyeceğim, Yenişehir gerçekten adam gibi adam bir müftü ile tanışmıştı o dönem. Sürekli halkın içinde, çağrıldığı her yere gidip sohbet eden. Güzel güzel dualar eden değişik bir profil çizdi görev yaptığı dönem.
Bir çok siyasi iktidarla çalışmasına rağmen siyasi görüşünü de hiç saklamadı. Dibine kadar ülkücüydü. Emekli olduktan sonra da zaten MHP’ye katılıp ilçe başkanlığına kadar yükseldi.
İlçe başkanlığı olduğu dönemde bir cenazede dua ettirdi. Bende ‘hocamızın ilçe başkanı mı?’ diye ağır sayılacak bir köşe yazısı yazdım. Bir dönem mesafeli durduk bir birimize. Ama hiçbir zaman ben ona saygıda kusur etmedim, o da bana sevgide kusur etmedi. Çok tartıştığımız zamanlar oldu. Ama ukalalık yapmayayım bilimsel anlamda bir tartışmaya girmeye yürek ister onunla. Siyasi tartışmalara girdik. Bilimsel tartışmak mümkün değil çünkü gerçekten çok bilgili bir insandı. Özellikle dini anlamda ve tarih anlamında kimse eline su dökemezdi. Dedim ya her soruya verebileceği bir cevap vardı.
İşte biz bu gün herkesin ‘MÜFTÜ AMCASINI’ Yenişehir’in renkli simalarından birisi olan Zekeriya hocamızı sevdiğine kavuşturduk.
İki günden bu yana fırsat buldukça taziye alanına gidiyorum. Evlatları Mesut, Hakan ve Abdülkadir’i gördükçe içim sızlıyor. Biliyorum çünkü aynı acıyı bende yaşadım. Allah sabırlar versin ama onları artık zor günler bekliyor. Babasızlığın ne demek olduğunu yaşayarak öğrenecekler. Ben babamı kaybedeli 13 yıl oldu. Ama burnumun direğinin sızlamadığı bir gün bile olmadı. Babasızlık gerçekten çok zor. Bereket versin ki anacıkları başlarında sağ. Rabbim ona hayırlı ve uzun ömürler versin. Gidip eline sarılabilecekleri, dizinde yatacakları bir anaları var. O az da olsa bir teselli kaynağı onlar için.
Mesut, Hakan ve Abdülkadir şimdi adam oldular işte. Çünkü insan babasını kaybedince büyüyor adam oluyor. Rabbim geride kalan tüm aile fertlerine sabırlar versin.
Elbette bana düşmez ama bundan sonra bu Mesut, Hakan ve Abdülkadir kardeşlerimin işi daha da zor. Çünkü onlar Yenişehir’in ‘MÜFTÜ AMCASININ’ çocukları. Yaptıkları her güzel hareket ve çirkin hareket insanların dikkatini çekecek. Bu yüzden babalarına layık evlatlar olmaya azami dikkat edecekler.
Bu gün cenaze töreninde gördüğüm kadarıyla sağcısı, solcusu, içki içeni, içmeyeni, kumar oynayanı oynamayanı, kadını, erkeği, siyasetçisi, işadamı, Türk, Kürk, Çerkez, Laz, Manav, Roman herkes oradaydı. Adeta yarış etti insanlar cenazeye katılabilmek için. Ne mutlu ona ki böyle bir uğurlama merasimi yapıldı.
Dedim ya Yenişehir önemli bir değerini daha toprağa verdi. Aslında sevdiğine kavuştu. Son zamanlarında sağlık anlamında sıkıntılar yaşadı. Evlatları aslan gibi baktılar kendisine ne mutlu. İnşallah sağlık alanında çektiği sıkıntılar günahlarına kefaret olur.
Ne diyeyim rabbimden geldik yine ona gideceğiz. Ölüm karşısındaki çaresizliğimizi her cenazede görüyoruz ve elden bir şey gelmiyor.
Sonuç olarak, ben Harun Sak olarak ‘MÜFTÜ AMCADAN’ razıydım. Hakkım varsa helal olsun. Zekeriya hocama Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar diliyorum. Rabbim merhameti ile muamele eylesin inşallah.






