HEPİMİZİN YAKINDAN TANIDIĞI KAMETTİN BAŞTÜRK HOCAMIZIN YAZDIĞI ŞİİR TADINDAKİ 'GÜLMEK Mİ AĞLAMAK MI' BAŞLIKLI YAZISINI NOKTA VE VİRGÜLÜNE BİLE DOKUNMADAN YAYINLIYORUZ. KENDİSİNİ BU GÜZEL YAZIDAN DOLAYI TEBRİK EDİYORUM. KALEMİNE SAĞLIK HOCAM. (Harun SAK)

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

HEPİMİZİN YAKINDAN TANIDIĞI KAMETTİN BAŞTÜRK HOCAMIZIN YAZDIĞI ŞİİR TADINDAKİ ‘GÜLMEK Mİ AĞLAMAK MI’ BAŞLIKLI YAZISINI NOKTA VE VİRGÜLÜNE BİLE DOKUNMADAN YAYINLIYORUZ. KENDİSİNİ BU GÜZEL YAZIDAN DOLAYI TEBRİK EDİYORUM. KALEMİNE SAĞLIK HOCAM. (Harun SAK)

GÜLMEK Mİ AĞLAMAK MI?

Ana karnından dünyaya geldiğinizde poponuza yediğiniz şaplakla ağlamaya başlarsınız. Bu sizin ilk ağlayışınız ve ilk gözyaşlarınızdır.

Birkaç yaş büyüdüğünüzde annenizin arkanızdan attığı ve tam isabet ettirdiği terliğin acısıyla ağlarsınız.

İlkokul sıralarında yaptığınız bir hatadan dolayı öğretmeninizin kulağınızı çektiğinde ağlarsınız.

Gençlik yıllarında bir vefasıza sevdalanıp aşk acısı çeker ağlarsınız.

Yetişkin olduğunuzda ağlamak isteseniz de size “Erkekler ağlamaz.” derler. Kimin, niçin söylediğini bilmiyor ve doğru olduğuna inanmıyorum.

Erkekler de ağlar! Hem de öyle ağlarlar ki gözyaşlarını göremezsiniz. Onlar gözyaşlarını hep içlerine atarlar.

Her ne kadar “Erkekler ağlamaz.” deseler de ben ağlarım.

Aileden birini kaybettiğimde ağlarım.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunurken ağlarım.

Kocatepe’de M. Kemal’i düşünür ağlarım. Şehit cenazesinde ağlarım. Yıkılmak üzere olan evine asılan Türk bayrağının altında oturan; üzerinde hırkası, yamuk kasketi ve delik pabucuyla oturan babaya ağlarım.

Evladını kaybetmenin acısıyla yanan ve oğluna ağıtlar yakan acılı anneye ağlarım.

Akvaryumda ölen balığa, ezilip ölen hayvanlara ağlarım.

6 Şubat depreminde enkazın altında kalan küçük kızına getirdiği gofreti vermek için duvar dibinde bekleyen babaya ağlarım.

Mardinli Bahe’nin dramına ağlarım. Bahe 6 yaşındayken babasını kaybeder. Annesi diğer 5 kardeşini alarak Suriye’ye giderken Bahe’yi Süryani Manastırı olan Deyrulzafaran Manastırı’na bırakır. Ayaklarına kırmızı çorap giydirip “Bahe gelip seni alacağım.” der.

Bahe her sabah kırmızı çoraplarını giyer ve manastırın terasından Harran Ovası’na bakarak annesinin gelmesini bekler. Niçin kırmızı çorap giydiğini sorduklarında “Annem beni tanısın.” diye cevap verir.

Anne bir türlü gelmez. Bahe tam 70 yıl annesini bekler. 76 yaşında gözlerini yummadan önce söylediği tek söz “ANNEM GELDİ.” olur. İşte sen Bahe’nin bu dramına ağlarım.

Görünen o ki ağlamak için çok sebebimiz var. Peki gülmek için bu kadar sebebimiz var mı? Düşündüğünüzde çok olmadığını göreceksiniz.

Oysa bizler kimsenin ağlamadığı, herkesin tebessüm ettiği, açlığın ve savaşların olmadığı, barış içinde yaşanılan bir dünya için mücadele etmedik mi? Ettik. Başarılı olabildik mi? Başaramadık.

Geleceğe güzel bir dünya bırakamadığımız için torunlarımdan, gelecek nesillerden özür diliyorum. Biz başaramadık ama umarım onlar başarabilir. Bu umudumu hiç kaybetmedim.

 Umutsuz durum vardır, umutsuzluk yoktur. Umutsuz insan vardır. Umudunu unutan insanların kalplerine umut tohumlarını attığınız an, özlenen dünya mutlaka kurulacaktır.

GÜLMEK Mİ AĞLAMAK MI?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.