Tüm Emekliler Sendikası Yenişehir Şubesi Atatürk anıtı önünde gerçekleştirdiği basın açıklamasının ardından oturma eylemi yaptı.
Tüm Emeklilerin Sendikası Yenişehir Şubesi adına açıklama yapan Erkan Erdem,
‘Bugün burada yalnızca bir maaş tartışması yapmak için toplanmadık.
Bugün burada, insanca yaşama hakkımızı savunmak,
yoksulluğu kader gibi dayatan bu düzene itiraz etmek için bir aradayız.
Bu kürsüden konuşan yalnızca biz değiliz.
Burada sesi kısılan emekliler konuşuyor.
Burada pazardan yarım fileyle dönenler konuşuyor.
Burada ilaçla fatura arasında seçim yapmak zorunda kalanlar konuşuyor.
Ve buradan açıkça söylüyoruz:
Bu yoksulluk düzeni değişene dek birleşerek direneceğiz
Yaklaşık 5 milyon emekli, iktidarın “iyileştirme” diye sunduğu düzenlemelerle bir kez daha açlık sınırının altında, en dipte eşitlenmiştir.
AKP tarafından Meclis’e sunulan ve en düşük emekli aylığını 20 bin TL’ye çıkaran teklif; görünürde bir artış, gerçekte ise yoksulluğu kalıcılaştıran bir sadaka rejiminin devamıdır.
Yetkililerin sürekli tekrarladığı “bütçe disiplini” söylemi, milyonlarca emeklinin yaşam hakkını görmezden gelmenin bahanesi hâline getirilmiştir.
Yaklaşık bin TL lik artış; yüksek enflasyon koşullarında bir iyileştirme değil, emeklileri açlığa mahkûm eden bir yoksullaştırma planıdır.
Bugün açlık sınırı 30 bin lirayı aşmıştır.
Yoksulluk sınırı 98 bin liraya dayanmıştır.
20 bin TL;
Kira ödemeye yetmez
Pazarı, market harcamalarını ay sonuna taşımaya yetmez
Sağlık giderlerini karşılamaya yetmez
20 bin TL emekli aylığı değildir.
Bu bir sefalet ücretidir.
SSK ve Bağ-Kur emeklilerine uygulanan zam oranı %12,19 iken, en düşük emekli aylıklarına %18,48 zam yapılması teknik bir ayrıntı değildir.
Bu fark, kök aylığı düşük olan daha fazla emeklinin en alt sınırda toplanması anlamına gelmektedir.
Bugün en düşük aylık alan emekli sayısı 4,9 milyona yaklaşmıştır.
Yani neredeyse 5 milyon emekli açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmiştir.
Bu tablo bir “eşitleme” değil; yoksulluğun yaygınlaştırılmasıdır.
Ortaya konulan bu model, yıllarca prim ödeyenle neredeyse hiç prim ödemeyeni aynı maaşa mahkûm eden, sosyal güvenlik sisteminin ruhunu çökerten bir anlayıştır.
Adına “denge” denilen bu yaklaşımın gerçek adı toplu yoksullaştırmadır.
EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI 42 BİN TL OLABİLİRDİ – MESELE PAY MESELESİDİR
En düşük emekli aylığı 42 bin TL olabilirdi.
Diğer emekli aylıkları da orantılı olarak çok daha yüksek olabilirdi.
Buradaki temel mesele enflasyon hesabı, döviz kuru ya da faiz değildir.
Bütün mesele, emeklilerin ülkenin ürettiği pastadan aldığı paydır.
Enflasyon hesabı yapmayın.
Döviz hesabı yapmayın.
Pastadaki payın hesabını yapın.
Her şey bu bölüşümde saklıdır.
En düşük emekli aylığının 42.000 TL olması mümkündür ve gerçekçidir.
Bunun sağlam iktisadi gerekçeleri vardır:
1️⃣ 2002 Aralık ayında, AKP iktidara geldiğinde en düşük işçi emekli aylığı 257 TL idi.
2️⃣ Aynı yıl kişi başına Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (aylık) 457 TL idi.
3️⃣ En düşük emekli aylığının milli gelir içindeki payı %56 idi.
4️⃣ 2026 yılı için kişi başına GSYH hedefi (aylık) 75.000 TL olarak açıklanmıştır.
5️⃣ 2002’deki bu pay korunmuş olsaydı, bugün en düşük emekli aylığı 42.000 TL olmak zorundaydı.
Gerçek budur.
Emekliye verilmeyen para yok değildir.
Payı düşürülmüştür.
Sorun kaynak değil, tercihtir.
Sorun bütçe değil, bölüşümdür.
Buradan açıkça söylüyoruz:
1️⃣ En düşük emekli aylığı açlık sınırının üzerine çıkarılmalıdır.
2️⃣ Tüm emekli aylıkları eşit oranda artırılmalıdır.
3️⃣ Seyyanen zam olmadan bu adaletsizlik giderilemez.
4️⃣ Dipte eşitleme değil, insanca yaşam hedeflenmelidir.
Bu nedenle açık bir çağrı yapıyoruz:
Tüm emek örgütlerini, sendikaları, demokratik kitle örgütlerini, meslek odalarını ve emekten yana tüm siyasi yapıları bu sefalet düzenine karşı birleşik mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
Alanlarda yan yana duralım.
Sesimizi ortaklaştıralım.
Çünkü bu düzen, birleşen halkı yenemez.
Bu ülkenin yollarını, fabrikalarını, okullarını ve hastanelerini inşa eden emekliler;
yoksulluğa, güvencesizliğe ve yok sayılmaya mahkûm edilemez.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin TBMM’de başlattığı “Meclis’i terk etmeme” eylemini destekliyoruz.
Emekliler olarak susmayacağız.
Hakkımızı hem sahada hem Meclis’te aramaya devam edeceğiz.
Gerçek biziz.
Çare biziz.
Çare örgütlü ve birleşik mücadelededir.
Bu düzen değişene, emekliler insanca yaşayacak koşullara kavuşana kadar;
sokakta da Meclis’te de mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.






