Selahattin Gürses, Hürriyetçi Eğitim Sendikası Bursa 2 Nolu Şubenin 2.Olağan Genel Kurulunda büyük bir güvenle delegenin tamamımın oyunu alarak yeniden başkan seçildi.
Gürses kongrede yaptığı konuşmada, ‘Bursa’da 4 yıllık yeni bir döneme başlıyor’ dedi.
Selahattin Gürses’in listesine denetleme kurulu asil üyeliğine Yenişehir’den Kamil Soylu girerken, Yenişehir’den Erhan Er ise üst kurul üyeliğine seçildi.
Selahattin Gürses kongrede yaptığı konuşmada, ‘Bugün burada yalnızca bir seçim için toplanmadık. Bugün burada Bursa’nın eğitim sorunlarını konuşmak için toplandık. Bugün burada eğitim çalışanlarının yaşadığı gerçekleri dile getirmek için toplandık. Bugün burada öğretmenin sesini duyurmak için toplandık. Çünkü biliyoruz ki eğitim sisteminin en önemli unsuru öğretmendir. Eğer öğretmen huzurlu değilse eğitim huzurlu olmaz. Eğer eğitim çalışanı güvende değilse bir ülkenin geleceği de güvende olmaz.
Bursa Türkiye’nin en büyük şehirlerinden biri. Sanayisi güçlü, nüfusu sürekli artan, göç alan bir şehir. Ama ne yazık ki bu hızlı büyüme eğitim altyapısına aynı şekilde yansımadı. Bugün Bursa’nın birçok ilçesinde ciddi eğitim sorunları yaşanıyor. En başta gelen sorunlardan biri kalabalık sınıflardır. Birçok okulda sınıflar olması gereken sayının çok üzerinde öğrencilerle dolu. 40 kişilik sınıflar hâlâ gerçekliğimiz. Bir öğretmenin aynı anda 40 öğrenciye eğitim vermeye çalışması pedagojik açıdan da insanî açıdan da kabul edilebilir bir durum değildir. Bir öğretmen öğrencileriyle birebir ilgilenemiyorsa, o eğitimden nasıl verim bekleyebiliriz? Bu durum yalnızca öğretmeni değil, öğrenciyi de mağdur ediyor.
Bursa’daki bir diğer büyük sorun öğretmen açığıdır. Bazı okullarımızda branş öğretmeni eksikliği hâlâ ciddi bir problem. Bu eksiklik bazen ücretli öğretmenlerle kapatılmaya çalışılıyor. Ama hepimiz biliyoruz ki ücretli öğretmenlik sistemi eğitimin geçici bir çözümle yürütülmeye çalışılmasıdır. Genç öğretmenler düşük ücretlerle çalıştırılıyor. Kadrolu öğretmenlerin yapması gereken işler geçici çözümlerle yürütülüyor. Bu hem eğitim kalitesini düşürüyor hem de genç öğretmenlerimizi ciddi bir mağduriyetle karşı karşıya bırakıyor.
Eğitim bir ülkenin geleceğidir. Bir ülkenin geleceği geçici çözümlerle yönetilemez.
Bir başka önemli sorun da geçici görevlendirmeler ve liyakat tartışmalarıdır. Eğitim kurumlarında görev dağılımının adaletli yapılması gerekir. Ama sahada zaman zaman şunu görüyoruz: Görevlendirmelerde şeffaflık eksikliği var. Kriterlerin ne olduğu açık değil.
Bazı görevlendirmelerde liyakat yerine farklı kriterlerin etkili olduğu yönünde ciddi endişeler var. Bizim duruşumuz çok nettir. Eğitim kurumlarında görev verilecekse tek ölçü liyakat olmalıdır. Tek ölçü ehliyet olmalıdır. Tek ölçü mesleki yeterlilik olmalıdır. Adalet duygusu zedelenirse eğitim kurumlarında huzur kalmaz.
Bursa’daki eğitim çalışanlarının bir başka sorunu da artan iş yüküdür. Öğretmenler artık sadece ders anlatan insanlar değildir. Öğretmenler aynı zamanda, rapor hazırlayan, evrak yetiştiren, sürekli değişen sistemlere uyum sağlamaya çalışan insanlar hâline geldi. Eğitim bürokrasisinin yükü giderek öğretmenin omuzlarına yükleniyor. Bir öğretmenin asli görevi eğitim vermektir. Ama bugün öğretmenler çoğu zaman bürokratik işlemler içinde boğuluyor. Bu durum hem öğretmeni yıpratıyor hem de eğitim kalitesini olumsuz etkiliyor.
Bursa gibi büyük bir şehirde okul altyapısı da önemli bir mesele. Bazı okullarımız hâlâ fiziki imkânlar açısından ciddi eksiklikler yaşıyor. Spor salonu olmayan okullar var. Laboratuvar imkânları yetersiz olan okullar var. Atölye eksikliği yaşayan meslek liseleri var. Eğitim sadece ders anlatmak değildir. Eğitim; laboratuvarıyla, spor alanıyla, kültürel faaliyetleriyle bir bütündür. Eğer bu imkânlar yeterli değilse eğitim de eksik kalır.
Eğitim çalışanlarının en önemli sorunlarından biri de ekonomik zorluklardır. Bugün bir öğretmen geçim kaygısı yaşıyorsa bu ciddi bir sorundur. Bir öğretmenin tek düşüncesi öğrencisi olmalıdır. Ama bugün birçok öğretmen geçim derdiyle mücadele ediyor. Bu durum sadece öğretmeni değil, eğitim sistemini de etkiliyor. Çünkü huzurlu olmayan bir öğretmenden verimli bir eğitim beklemek mümkün değildir.
Biz sendika olarak şunu çok iyi biliyoruz: Sorunları konuşmak yetmez. Sorunlara çözüm üretmek gerekir. Biz bugüne kadar Bursa’daki eğitim sorunlarını her platformda dile getirdik. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmelerde bu sorunları açıkça ifade ettik. Eğitim çalışanlarının taleplerini her zaman kararlılıkla savunduk. Çünkü sendikacılık sadece eleştirmek değildir. Sendikacılık aynı zamanda çözüm üretmektir.
Bursa’nın eğitim geleceği için hepimize büyük görevler düşüyor. Daha güçlü bir sendikal yapı kurmamız gerekiyor. Daha fazla eğitim çalışanını bu mücadeleye katmamız gerekiyor. Çünkü sayı güç demektir. Sayı masada söz hakkı demektir. Ve eğitim çalışanlarının sesi ne kadar güçlü çıkarsa sorunların çözümü de o kadar hızlanır. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Biz bu mücadeleyi sadece kendimiz için vermiyoruz. Biz bu mücadeleyi öğrencilerimiz için veriyoruz. Biz bu mücadeleyi Bursa’nın eğitim geleceği için veriyoruz. Biz bu mücadeleyi Türkiye’nin yarınları için veriyoruz. Geliniz; birlik olalım. Geliniz; eğitim çalışanlarının hakkını birlikte savunalım. Geliniz; Bursa’da eğitimi daha güçlü bir noktaya taşıyalım. Çünkü biz birlikte güçlüyüz. Çünkü biz haklıyız.
Şimdi sizlerle biraz duygulardan değil gerçeklerden bahsetmek istiyorum. Bugün Bursa’daki eğitim sisteminin fotoğrafını çektiğimizde karşımıza çıkan tablo maalesef düşündürücüdür. Bu şehir Türkiye’nin en büyük şehirlerinden biri. Nüfus hızla artıyor. Göç almaya devam ediyor. Ama eğitim altyapısı aynı hızla güçlenemiyor. Bugün Bursa’da yüz binlerce öğrenci eğitim görüyor. On binlerce öğretmen görev yapıyor. Ama bu büyük eğitim sisteminin içinde ciddi yapısal sorunlar var.
Örneğin; Bugün Bursa’daki birçok okulda sınıf mevcutları olması gereken seviyenin çok üzerindedir. Bazı okullarımızda sınıf mevcutları 35–40 öğrenciyi aşmış durumdadır.
Şimdi soruyorum: Bir öğretmen 40 öğrencinin olduğu bir sınıfta nasıl bireysel eğitim verebilir? Bir öğretmen her öğrencinin gelişimini nasıl takip edebilir? Bu tablo eğitim kalitesini doğrudan etkileyen bir sorundur.
Bir diğer önemli mesele öğretmen ihtiyacıdır. Bursa gibi büyük bir şehirde hâlâ bazı branşlarda öğretmen eksikliği yaşanıyor. Bu eksiklik çoğu zaman ücretli öğretmenlik sistemiyle kapatılmaya çalışılıyor. Bugün ülkemizde on binlerce ücretli öğretmen görev yapıyor. Bursa’da da yüzlerce okulda dersler ücretli öğretmenlerle yürütülüyor. Ücretli öğretmenler haftalarca güvencesiz çalışıyor. Aldıkları ücret çoğu zaman asgari ücret seviyesinin bile altında kalabiliyor. Şimdi soruyorum: Eğitim gibi hayati bir alan geçici çözümlerle yönetilebilir mi? Bir ülkenin geleceği güvencesiz öğretmenlerle kurulabilir mi?
Bir başka önemli sorun okullar arasındaki imkân eşitsizliğidir. Bursa’da bazı okullarımız modern imkanlara sahipken bazı okullarımız hâlâ ciddi altyapı sorunlarıyla mücadele ediyor. Laboratuvar eksikliği olan okullar var. Spor salonu olmayan okullar var. Atölye imkânları yetersiz meslek liseleri var. Eğitimde fırsat eşitliği diyorsak bir öğrencinin hangi mahallede doğduğunun hangi okulda okuduğunun onun eğitim kalitesini belirlememesi gerekir. Ama sahada gördüğümüz tablo maalesef bunun tam tersidir.
Bir diğer önemli mesele de öğretmenlerin artan iş yüküdür. Bugün bir öğretmen sadece ders anlatmıyor. Bir öğretmen aynı zamanda rapor yazıyor form dolduruyor, sürekli değişen sistemlere uyum sağlamaya çalışıyor. Eğitim bürokrasisinin yükü giderek öğretmenin omuzlarına yükleniyor. Bir öğretmenin asli görevi eğitim vermektir. Ama bugün öğretmenler çoğu zaman bürokratik işlemlerle boğuşuyor. Bu durum öğretmeni yıpratıyor. Ve yıpranan öğretmen demek yıpranan eğitim sistemi demektir.
Bursa’daki eğitim çalışanlarının karşı karşıya olduğu bir başka ciddi sorun da görevlendirme ve liyakat tartışmalarıdır. Eğitim kurumlarında görev dağılımı yapılırken tek ölçü liyakat olmalıdır. Tek ölçü ehliyet olmalıdır. Tek ölçü mesleki yeterlilik olmalıdır. Eğer bir eğitim sisteminde adalet duygusu zedelenirse orada motivasyon düşer. Motivasyon düşerse eğitim kalitesi düşer. İşte bu yüzden liyakat meselesi yalnızca bir idari konu değil eğitim kalitesinin temelidir.
Bursa’daki eğitim çalışanlarının ekonomik sorunları da artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Bir öğretmen geçim kaygısı yaşıyorsa o öğretmenin mesleki motivasyonu da etkilenir. Bir öğretmenin tek derdi öğrencisi olmalıdır. Ama bugün birçok eğitim çalışanı kira, ulaşım, hayat pahalılığı gibi sorunlarla mücadele ediyor. Eğitim çalışanı huzurlu değilse eğitim sistemi de huzurlu olamaz. İşte değerli arkadaşlarım, Bursa’daki eğitim sisteminin gerçek fotoğrafı budur. Bu sorunları dile getirmek bir eleştiri değil, bir sorumluluktur. Çünkü biz sendikayız. Sendika demek sorunları konuşan değil, çözüm arayan yapı demektir. Ve biz bu sorunların takipçisi olmaya, eğitim çalışanlarının sesi olmaya sonuna kadar devam edeceğiz’






